Kapalı İnovasyonun Diğer Adı Nedir? Küresel ve Yerel Açıdan Bir Bakış
Son yıllarda iş dünyasında en çok duyduğumuz terimlerden biri inovasyon. Bu kavram artık sadece büyük şirketlerin değil, her ölçekteki işletmenin gündeminde. Ancak inovasyonun nasıl gerçekleştirildiği konusu, farklı yaklaşımlarla şekilleniyor. Özellikle “kapalı inovasyon” kavramı, bu alanda önemli bir yer tutuyor. Peki, kapalı inovasyonun diğer adı nedir? Gelin, bunu küresel ve yerel açıdan daha yakından inceleyelim.
Kapalı İnovasyonun Temel Anlamı
Kapalı inovasyon, aslında dışarıdan gelen fikirlere, iş birliklerine veya katkılara kapalı bir inovasyon modelini ifade eder. Yani, bir şirket kendi iç kaynaklarıyla yeni ürün, hizmet veya çözümler geliştirmeye çalışırken, dışarıdan herhangi bir yardım veya fikir alma gereği duymaz. Bu modelde, inovasyon sadece şirketin kendi Ar-Ge departmanında gerçekleşir ve dış dünyadan gelen etkileşim minimuma indirilir.
Kapalı inovasyon, aslında büyük şirketlerin zamanında tercih ettiği bir modeldi. Çünkü bu şirketler, inovasyonun sadece kendi iç kaynaklarıyla sağlanması gerektiğini düşünüyorlardı. Bu yaklaşımın diğer adı ise, aslında “kapalı inovasyon”un ta kendisi. Yani, aslında bu modelin dünyada yaygın olarak kabul edilen başka bir ismi bulunmuyor.
Küresel Perspektifte Kapalı İnovasyon
Kapalı inovasyon, küresel ölçekte birkaç yıl öncesine kadar yaygın olarak kullanılıyordu. Ancak son yıllarda açık inovasyon (open innovation) gibi yeni modellerin popülerleşmesiyle, kapalı inovasyon biraz daha geri planda kalmış durumda. Özellikle Silikon Vadisi gibi yenilikçi merkezlerin olduğu yerlerde, inovasyon artık sadece kendi iç kaynaklarıyla sınırlı değil. Bunun yerine, şirketler dışarıdan fikir almak, iş birliği yapmak ve hatta başlangıç aşamasındaki girişimlerle ortaklık kurmak gibi yollarla inovasyon süreçlerini hızlandırmaya çalışıyorlar.
Örneğin, Google, Microsoft veya Apple gibi teknoloji devleri, sadece kendi Ar-Ge departmanlarında değil, dışarıdaki küçük startuplarla da iş birliği yaparak daha hızlı bir inovasyon süreci yakalamaya çalışıyor. Hatta bazen, bu şirketler dışarıdan aldıkları yeni fikirlerle, kendi inovasyon süreçlerini tamamen dönüştürebiliyorlar.
Türkiye’de Kapalı İnovasyon
Türkiye’de ise, kapalı inovasyon hala bazı büyük firmalar tarafından tercih ediliyor. Özellikle geleneksel sektörlerde faaliyet gösteren şirketler, kendi iç Ar-Ge ekiplerine yatırım yapmayı ve dışarıdan alacakları fikirlerle bu süreci şekillendirmeyi pek tercih etmiyor. Ancak, Türkiye’de son yıllarda değişen ekonomik koşullar ve dijitalleşme sayesinde bu yaklaşımda bir dönüşüm gözlemleniyor. Artık Türkiye’deki büyük şirketler, uluslararası pazarlarda rekabetçi olabilmek için dışarıdan fikir almak ve iş birliği yapmak gerektiğini fark etmeye başladılar.
Örneğin, Türk Hava Yolları gibi büyük şirketler, dış kaynaklı Ar-Ge ve iş birlikleriyle yeni projeler geliştiriyor. Aynı şekilde, Beko ve Arçelik gibi markalar da inovasyon süreçlerinde global iş birliklerine giderek kapalı inovasyon modelinden açık inovasyona geçiş yapıyorlar. Ancak, yine de Türkiye’de küçük ve orta ölçekli firmalar arasında kapalı inovasyon anlayışı daha yaygın.
Kapalı İnovasyonun Zorlukları
Kapalı inovasyon modelinin bazı zorlukları da yok değil. İlk olarak, dışarıdan fikir almak ve inovasyonu daha geniş bir çevrede şekillendirmek, büyük bir potansiyel yaratır. Kapalı inovasyon ise bu fırsatları çoğu zaman görmezden gelir. Ayrıca, sadece iç kaynaklarla inovasyon yapmaya çalışmak, şirketin bakış açısını daraltabilir ve daha fazla yaratıcı fikrin ortaya çıkmasını engelleyebilir. Küresel rekabet ortamında, dışarıdan alınan yenilikçi fikirler büyük bir fark yaratabilir.
Ayrıca, dış dünyadan gelen etkileşimlerin sınırlı olduğu bu model, şirketin inovasyon hızını da olumsuz etkileyebilir. Yeni teknolojilere ve yenilikçi fikirlere ulaşmak daha zor hale gelebilir. Sonuç olarak, kapalı inovasyon, aslında günümüzün hızlı değişen iş dünyasında çok da verimli olmayabiliyor.
Kapalı İnovasyonun Yerini Alan Açık İnovasyon
Kapalı inovasyonun yerine günümüzde açık inovasyon daha fazla tercih ediliyor. Açık inovasyon, dışarıdan gelen fikirlere, yeniliklere ve iş birliklerine daha açık bir modeldir. Bu modelde, şirketler sadece kendi iç kaynaklarını değil, aynı zamanda dış dünyayı da inovasyon süreçlerine dahil ederler. Bu, iş dünyasında daha hızlı gelişmelere ve daha çeşitli yeniliklere kapı aralar.
Globalde bu trend giderek yaygınlaşırken, Türkiye’de de özellikle teknoloji sektöründe açık inovasyonun etkilerini görmeye başladık. İstanbul’daki birçok girişimci, açık inovasyon yoluyla yurt dışındaki startuplarla iş birliği yaparak hızla büyüyebiliyor.
Sonuç: Kapalı İnovasyonun Diğer Adı
Sonuç olarak, “Kapalı inovasyonun diğer adı nedir?” sorusunun cevabı aslında oldukça basit: Kapalı inovasyon, dışarıdan gelen katkıların ya da iş birliklerinin olmadığı, sadece şirketin iç kaynaklarıyla yapılan inovasyon sürecidir. Küresel ölçekte bu model giderek daha az tercih edilirken, Türkiye’de hala bazı büyük şirketler tarafından kullanılıyor. Ancak, dijitalleşme ve küresel rekabetin etkisiyle birlikte, açık inovasyon gibi daha esnek ve iş birliğine dayalı modellerin ön planda olduğunu söylemek mümkün.