Mide Ağrısına Ne İyi Gelir? Felsefenin Mideye Dokunuşu Bir filozof için her ağrı bir sorudur, her sızı bir varlık bildirgesidir. Mide ağrısı ise yalnızca bir bedensel deneyim değil, aynı zamanda insanın varoluşsal kırılganlığının somutlaşmış hâlidir. “Mide ağrısına ne iyi gelir?” diye sorduğumuzda, aslında yalnızca tıbbi bir yanıt aramayız; etik, epistemolojik ve ontolojik düzeylerde insanın kendine sorduğu bir sorudur bu. Çünkü ağrı, insanın hem bedeniyle hem de bilinciyle kurduğu ilişkinin sınırlarını gösterir. Belki de asıl mesele, ağrının geçmesi değil, onun bize ne anlattığını anlamaktır. Epistemolojik Bir Bakış: Ağrıyı Bilmek Mümkün mü? Felsefenin epistemoloji dalı, “bilgi nedir?” sorusuyla başlar. Ancak mide ağrısı…
10 YorumEtiket: de
Güzelleme Kime Ait? Öğrenmenin Estetik Yüzü Üzerine Pedagojik Bir Yolculuk Öğrenmek, bir bilgiyi sadece zihne değil, kalbe de yerleştirme sanatıdır. Bir eğitimci için her öğrenme süreci, bir “güzelleme”dir — çünkü öğrenme, dünyayı anlamlandırmanın, insanı dönüştürmenin en zarif yoludur. Güzelleme kavramı, edebiyatın içinden doğmuş olsa da, aslında eğitimin de özündedir: güzeli görmek, güzeli aktarmak ve güzeli inşa etmek. Peki, “Güzelleme kime ait?” sorusu yalnızca bir edebi tartışma mı, yoksa öğrenmenin derin anlamını sorgulayan bir davet mi? Bir Eğitimcinin Gözünden: Güzellemenin Pedagojik Anlamı Her öğretmen, öğrencisinin içindeki potansiyeli fark ettiğinde bir güzelleme yazar aslında. Çünkü eğitim, bireyin içindeki güzelliği görünür kılma sürecidir.…
12 YorumKantaron Neye İyi Gelir? Şifanın Bitkisel Yüzüyle Toplumsal Denge Arayışı Bir bitkinin sadece bedeni değil, zihni ve toplumu da iyileştirebileceğine inanır mısınız? Kantaron tam da böyle bir mucize… Yüzyıllardır hem halk hekimliğinde hem de modern fitoterapide kullanılan bu bitki, şifalı yönleriyle olduğu kadar temsil ettiği değerlerle de bize çok şey söylüyor: dayanışma, denge, empati ve iyileşme. Bu yazıda, kantaronun neye iyi geldiğini anlatırken, meseleyi sadece “fayda listesi” olarak değil, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet ekseninde de ele alacağız. Çünkü doğa gibi toplum da çok katmanlıdır ve iyileşme yalnızca bireysel bir mesele değildir. Kantaronun Kökeni: Bin Yıllık Bir Şifacının Hikâyesi…
8 YorumGrafiker Olmak İçin Ne Gerekli? Tarihsel Bir Yolculuk Bir tarihçi olarak geçmişin izlerini sürerken, sanatın ve tasarımın insanlıkla birlikte evrim geçirdiğini görmek kaçınılmazdır. Grafikerlik de bu uzun yolculuğun modern bir yansımasıdır. Renklerin, çizgilerin ve fikirlerin dijital dille buluştuğu bu meslek, aslında insanlığın anlatma, etkileme ve kendini ifade etme tutkusunun günümüzdeki hâlidir. Fakat grafiker olmanın ardında yalnızca bir bilgisayar ve birkaç tasarım programı değil; tarihsel bir birikim, kültürel bir farkındalık ve teknik bir donanım vardır. — Grafik Tasarımın Tarihsel Kökleri Grafik tasarımın kökeni, insanlığın ilk görsel iletişim biçimlerine kadar uzanır. Mağara duvarlarına çizilen figürlerden Orta Çağ’ın el yazması kitaplarına, oradan matbaanın…
13 YorumGel Hele Türküsünü Kim Söylüyor? Bir Halk Ezgisinin İzinde Toplumsal Belleğin Dönüşümü Bir tarihçi olarak geçmişe her baktığımda, kelimelerin ve ezgilerin bir toplumun hafızasında nasıl yankılandığını düşünürüm. Müzik, yalnızca bir sanat formu değil; tarih boyunca insanların duygularını, direnişlerini ve umutlarını kaydeden sessiz bir tanıktır. “Gel Hele Türküsü” de bu tanıklığın en güzel örneklerinden biridir. Anadolu’nun derinlerinden süzülüp bugüne ulaşan bu türkü, hem bir aşkın hem de bir çağın ruhunu taşır. Peki, “Gel Hele Türküsünü kim söylüyor?” sorusu bize yalnızca bir isim mi, yoksa bir kültürel mirası mı anlatır? Gel Hele Türküsünün Kökeni: Halkın Diliyle Tarihin Sesi “Gel Hele” türküsü, kökeni…
7 Yorum52’de Kaç Kağıt Dağıtılır? – Stratejinin ve Empatinin Kartlarla Dansı Bir akşamüstü, yağmurun camlara usulca vurduğu o sessiz saatlerde, eski bir dost sohbetinde ortaya çıktı bu soru: “52’de kaç kağıt dağıtılır?” İlk bakışta sıradan bir oyun sorusu gibi görünse de, aslında hayata dair çok daha derin anlamlar taşıyordu. Çünkü bazen kartları nasıl dağıttığın değil, onları nasıl oynadığın belirler kaderini… Bir Masanın Etrafında: Oyunun Ötesindeki Hikâye Soğuk bir kış akşamı, küçük bir evin salonunda dört kişi bir masanın etrafına toplanmıştı. Aralarında uzun yıllardır dost olan iki çift vardı: Efe ve Zeynep, Murat ve Elif. Masada iskambil destesi karıştırılıyor, kahkahalar havada uçuşuyordu.…
14 Yorummarkdown Hava Parası Hangi Kazanç? Farklı Yaklaşımların Çatıştığı Bir Konu Hayatın içindeki kavramlara farklı açılardan bakmak, onları sadece anlamak değil, tartışmak için de fırsat yaratır. “Hava parası hangi kazanç?” sorusu da bunlardan biri. Kimine göre tamamen finansal bir olgu, kimine göre ise toplumsal ve duygusal yönleri ağır basan bir mesele. Ben de bu yazıda farklı bakış açılarını masaya yatırmak, sizlerin de yorumlarını duymak istiyorum. Hava Parası Nedir? Temel Bir Bakış Hava parası, genellikle kiralanan bir dükkân ya da iş yerinin devrinde, mevcut işletme sahibine ödenen bedel olarak tanımlanır. Yani kira sözleşmesinden doğmayan, ancak işin bulunduğu lokasyonun değerine, müşteri potansiyeline ve…
14 YorumArdahan Göle Hangi Türk Boyu? Tarih, Öğrenme ve Kimlik Üzerine Pedagojik Bir Yolculuk Bir eğitimci olarak her zaman şuna inanırım: Öğrenme, sadece bilgi edinmek değil, kim olduğumuzu yeniden keşfetme sürecidir. Bu nedenle tarihsel bir soruya — “Ardahan Göle hangi Türk boyu?” — yalnızca bir tarihçi gibi değil, bir eğitimci gözüyle yaklaşmak gerekir. Çünkü kimliğimizi öğrenmek, toplumsal hafızamızla bağ kurmanın en güçlü yollarından biridir. Göle’nin etnik ve kültürel kökleri, hem tarihsel bir gerçeklik hem de öğrenmenin dönüştürücü gücünü anlamamızı sağlayan bir metafordur. Göle’nin Tarihsel Arka Planı: Öğrenmenin Kaynakları Ardahan’ın güneyinde yer alan Göle, tarih boyunca birçok farklı kültürün etkileşimine sahne olmuştur.…
10 YorumTerleyip Soğumak Hasta Eder mi? (Aramızda Kalsın: Cevap “Hem Evet Hem Hayır”) “Bir koşu yaptım, sonra klima altına girdim. Şimdi hapşırırsam kader mi, ihmal mi?” diye düşünenler… Hoş geldiniz! Bu yazı, konuya ciddi bakanların ceketini askıya asıp, gülümseyerek okuyacağı bir rehber. Çünkü “terleyip soğumak hasta eder mi?” meselesinin içinde bilim var, mizah var, bir de evdeki strateji kurulları: Çözüm odaklı erkekler ve empati kası şampiyonu kadınlar. Hızlı cevap: Hastalığı başlatan şey soğuk değil, virüsler. Ama terleyip aniden soğumak, bedenin savunmasını düşürüp virüslere davetiye çıkarabilir. Yani tek başına sebep değildir; ama ortamı hazırlayabilir. Soğuk Algınlığı mı, Yoksa “Üşütme” Efsanesi mi? Hep…
16 YorumTürkiye’de Gazino Var mı? Ekonomik Perspektiften Bir Değerlendirme Kaynakların sınırlılığı ve seçimlerin sonuçları, ekonomi biliminin temel taşlarındandır. Bu kavram, yalnızca üretim ve tüketimle sınırlı değildir; bireysel kararlar, toplumsal refah ve hatta kültürel faaliyetlerin ekonomiye etkileri de bu çerçevede değerlendirilmelidir. Bugün, Türkiye’de gazinoların varlığı üzerine düşündüğümüzde, sadece bir eğlence sektörü değil, aynı zamanda piyasa dinamikleri, toplumsal yapılar ve ekonomi politikalarıyla iç içe geçmiş bir durumu gözlemliyoruz. Bu yazıda, gazino sektörünü, ekonomik açıdan nasıl şekillendiğini ve bu tür mekanların toplumsal refah üzerindeki etkilerini derinlemesine inceleyeceğiz. Gazino Sektörünün Türkiye Ekonomisindeki Yeri Gazino kavramı, Türkiye’de eğlence kültürünün önemli bir parçası olarak geçmişte belirli bir…
16 Yorum